Brezilya’nın en büyük şehri açıkhava reklamlarının yasaklanmasından beş sene sonra, hiç olmadığı kadar canlı

Reklamlardan arındırılmış 11 milyonluk bir kent hayal edin. Şu anki kentsel peyzajımızın renk ve kargaşasının birbirlerinden ayrılamayacak şekilde McDonald’s’ın altın ark veya Coca-Cola’nın derin kırmızısı ile birlikteliği düşünüldüğünde neredeyse imkansız. Lakin, São Paulo (Brezilya) sakinlerinin bu durumu hayal etmeleri gerekmiyor: basitçe kentlilerin sokakta yürürken etraflarına bakmaları reklamsız bir şehir görmeleri için yeterli. Eylül 2006’da São Paulo’nun populist belediye başkanı, Gilberto Kassab, dükkanların önü, otoyol ve billboardlar dahil olmak üzere bütün açıkhava (outdoor) reklamları yasaklayan, “Temiz Kent Yasası” diye anılan kanunu geçirdi.
Yasa henüz çıkmadan, kentin iş dünyası ve ekonominin diğer bileşenleri arasında tehlike çanlarını çaldırdı. Eleştirenler, reklam yasağının 133 milyon dolarlık gelir ve 20 bin istihdam kaybına yol açacağından endişelenmişlerdi. Kent sakinleri, reklam maskesi düşmüş şehirlerinin daha da çirkin gözükeceğinden korkarak alarma geçmişti. Endişelere rağmen, yasa geçti ve dünyanın yedinci büyük şehrine dağılmış 15000 billboard indirildi.
Beş yıl sonra, São Paulo reklamlar olmadan da var olmaya devam ediyor. 2011 yılında yapılmış bir ankete göre, ekonomik çöküş ve estetik bozulmaya sebebiyet vermek yerine, kent sakinlerinin %70’i yasağı faydalı buluyor. Beklenmedik bir şekilde, slogan ve logoların ortadan kaldırılması daha önce gözden kaçan mimariyi, uzun bir süredir gizlenmiş zengin bir kentsel güzelliği gözler önüne serdi.
Brezilya’nın en büyük gazetesi Folha de São Paulo muhabirlerinden Vinicius Galvao, NPR ile yaptığı bir mülakatta, “São Paulo oldukça dikey bir kent” diye belirtir. “Bu onu fazla coşkun yapıyor. Propaganda, logo ve billboardlarla örtüldüklerinden eski yapıların mimarisini farkedemezdiniz bile. Ve hiçbir kriter de yoktu.”
Artık dayatmacı ve homojen tabelalarla örtünmeyen São Paulo’nun eşsiz karakteri yeniden gün ışığına çıkabildi. Kabul etmek lazım, açığa çıkan herşey güzel değildi: Bir zamanlar devasa tabelaların arkasında gizlenmiş gecekondular görünür kılındığında kentteki muazzam eşitsizlikler de ortaya çıktı. Ancak bu durumun gün ışığına çıkartılması yurttaşlar arasında yaşamalanlarının iyileştirilmesi noktasında tartışmaların da başlamasına yol açtı. Bundan böyle gerçek problemler yapay çözümler ile maskelenemeyecekti.
Bugünün sentetik boyalı kentlerinde, insanlar kentsel canlılığın neon ışık ve reklam kampanyalarından türediğini zannediyorlar. São Paulo’daki yasak dünyaya gerçek lezzeti sağlayanın bir kentin sakinleri ve kültürel mirası olduğunu hatırlattı.
NPR’a konuşan Galvao, “eskiden referansım büyük bir Panasonic billboard’uydu,” der. “Ancak şimdi (devasa tabela örtüsünden sıyrılmış) art deco bir yapı. Dolayısıyla kentte yeni referans noktaları ediniyorsunuz. Kent artık yeni bir dil, yeni bir kimlik kazanıyor.”
Umutla, bir gün dünya genelinde topluluklar bu yeni dil ve kimliği benimseyebilir ve toplu üretim görünüşler yerine kendilerinin eşsiz özelliklerine odaklanabilirler.
This slideshow requires JavaScript.
Kaynak: http://www.newdream.org/resources/sao-paolo-ad-ban
Fotoğraflar: Tony de Marco
Çeviri: Yaşar A. Adanalı
Paylaşım için Sinan Erensü’ye teşekkürler
www.renklidergi.com
28 Aralık 2011
Vay canına yandığımının… Puxa Vida, hay bin kunduzzz….
Bu mümkün mü gerçekten?
avedisboyaci
28 Aralık 2011
Paylaşım için teşekkürler.
Cenk
29 Aralık 2011
Tabelaları kaldırmadan pek farketmemiş bence. Htta son derece renksiz olmuş. Ama tabelaların yarattığı görüntüğü kirliliğini de kaldırırlarsa işte o zaman. Halellluyah
ysrdnl
29 Aralık 2011
fotoğraflar 2007′den, yani yasağın hemen ardından. bu hafta bir sao paulolu ile konuşma fırsatım oldu. yasağın halen uygulandığını ve kentin tabelalardan temizlendiğini belirtti. Güncel fotoğraf paylaşmaya çalışacam..
pkto
29 Aralık 2011
“Supersize Me” isimli dokümanter filmin yönetmeninin yeni filmi “The Greatest Movie Ever Sold” da bu konuya değinilmiş. Ben de oradan görmüştüm. Sao Paulolu esnafla bir de kısa röportajlar var. “Peki müşterilerin sizi tercih etmesini nasıl sağlıyorsunuz?” sorusuna da çok güzel cevap veriyor biri: “Daha fazla ilgileniyoruz ve insanların gerçek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz…”
ysrdnl
29 Aralık 2011
gerçekten güzel cevap
özgür
29 Aralık 2011
bir+bir dergisinin haziran-temmuz 2011 sayısında (sayı 7) bu konuya dair güzel bir yazı vardı. Yazının başlığı “Sokak sanatı: İstanbul ve Sao Paulo”. Yazı, Sao Paulo’da kaldırılan panoların yerini sokak sanatına – Pixaçao’ya bıraktığını anlatıyor. 13 Mayıs’ta Boğaziçi Üni.’de düzenlenen “Kentsel sınıflar ve neoliberal çağda siyaset” başlıklı konferansta antropolog Teresa Caldeira anlatmış. Şahane de fotoğraflar var.
ysrdnl
29 Aralık 2011
bilgi için teşekkürler!
özgür
29 Aralık 2011
düzeltme: sayı 7 değil 12 olacaktı.
özgür öztürk
30 Aralık 2011
New York City’de de aynı uygulamanın yapıldığını düşünebilir misiniz ? Times Square’ın hali nice olurdu ?
spar
30 Aralık 2011
güzel graffiti lerle süsleseler boşlukları güzel olmazmıymış
:)
fildisikule
31 Aralık 2011
rastgele uğradığım bu sitede, böylesine güzel bir yazıyı okumak mutluluk verici. Biraz düşleyince reklamsız her şehri sevebileceğimizi hissettim. teşekkürler.
Ayrıca çeviriyi yapanın eline sağlık
Kevci
11 Ocak 2012
Ben Sao Paulo da yasıyorum , bence böyle cok iyi, gözü rahat ediyor insanın , mekanların kişiliği artıyor , sehir sanki daha Saydam kohneler sırıtıyor , güzeller göze batıyor , yeşile kavuşuyor gözler onu saklayan perdeler boardlar kalkınca, insanlar daha cok aramaya bulmaya araştırmaya başlıyor
ysrdnl
12 Ocak 2012
Görsel paylaşmak isterseniz yollayın lütfen: yasaradanali@gmail.com
fildisikule
23 Ocak 2012
Reblogged this on FİLDİŞİ KULE.